Edinsel İmmun yetersizlik Sendromu (AIDS)

AIDS li hastaların hemen hepsinde hastalığın değişik fazlarında gastrointestinal sisteme ait bulgulara rastlamak mümkündür (Tablo 7). AIDS in önemli bir özelliği, hastalarda genellikle birden fazla hastalığın bir arada bulunması, sık olarak görülen fırsatçı enfeksiyonların sistemik yayılım göstermesi, ağır seyretmesi ve etkin tedaviye rağmen çoğunlukla nüks etmesidir.
AIDS li hastalarda orofaringeal bölgede sıklıkla görülen ülserler genellikle CMV,HSV, candida enfeksiyonlarına bağlıdır ve hastalığın ilk bulgusu olabilir. Lökoplaki, lenfoma veya kaposi sarkomu gibi lezyonlar AIDS li hastalarda görülebilecek diğer orofaringeal lezyonlardır. AIDS li hastaların yarısına yakınında (%40) özefagusda hastalık görülür. Candida, CMV ve HSV özofajiti en sık görülen özofagial lezyonlardır. Idiopatik özefagus ülserleri oluşabilir (HIV associated idiopathic esophageal ulcer). Disfaji, odinofaji ve reflü semptomları sıklıkla bulunur. Lokal veya sistemik antifungal, antiviral ajanlar ve kortikosteroidler tedavide fayda sağlayabilir.
AIDS li hastaların %10-25 inde gastrik hipoklorhidri bulunur. CMV enfeksiyonuna bağlı gastrit ve ülserasyonlar, kaposi sarkomu ve lenfoma AIDS li hastalarda görülebilecek gastrik lezyonlardır. İnce barsak lezyonları genellikle cryptosporidium parvum, microsporidia, (enterocytozoon bienusi, encephalitozoon intestinalis), izospora, cyclosporia ve mycobacteria (M.avium intracellulare ve tuberculosis) türleri ile oluşan fırsatçı enfeksiyonlara bağlıdır. CD4 lenfosit sayısı 200/mm3 den fazla olan hastalarda fırsatçı enfeksiyonlar spontan düzelme veya sınırlı bir gidiş gösterirken CD4 lenfosit sayısı 100/mm3 altında olanlarda prognoz daha kötüdür. AIDS de ince barsakların viral enfeksiyonları daha nadirdir. İnce barsaklarda lenfoma ve kaposi sarkomu oluşabilir ve kanama veya obstrüksiyona sebep olabilir. İnce barsak tutulumu olan hastalarda karın ağrısı ve ishal en sık görülen belirtidir. Sebebi anlaşılamayan kronik ishalli hastalarda AIDS varlığının serolojik yöntemlerle araştırılması gerekir. Kronik ishali olan AIDS li hastalarda yapılan ayrıntılı incelemelere rağmen sebep saptanamadığında bu durum HIV enteropatisi olarak adlandırılır. Bu hastalarda ince ve kalın barsaklarda kronik inflamasyon, ince barsaklarda çölyak hastalığına benzer histolojik değişiklikler ve bazı fonksiyonel bozukluklar (laktaz eksikliği, D-xylose ve B12 vitamini emilim defektleri v b.) olduğu gösterilmiştir.
AIDS li hastalarda ince barsaklarda protozoon enfeksiyonların sık görülmesine rağmen kolonda bakteriyel ve viral (CMV) enfeksiyonlar daha sık görülür. Campylobacter, shigella ve
salmonalla türü bakterilerle ve CMV le oluşan kolitte ateş, karın ağrısı ve kanlı olabilen ishal belirgindir. CMV koliti olan hastaların %15-20 sinde birlikte CMV retiniti de bulunabilir. CMV koliti ülseratif kolit veya Crohn hastalığını taklit edebilir. Dışkı kültürleri, kolonoskopi, alınan biyopsi örneklerinin incelenmesi ve serolojik yöntemlerle tanı koyulur.

Homoseksüeller arasında prezervatif kullanımının yaygınlaşması nedeniyle AIDS de anorektal hastalık sıklığı giderek azalmaktadır. Korunmasız anal seks yapan hastalarda gonore, sfilis ve klamidia enfeksiyonlarına bağlı anorektal lezyonlar oluşabilir. İnsan papilloma virus enfeksiyonu sonucunda oluşan anüsün skuamöz hücreli karsinomu ve kaposi sarkomu görülebilir. Anorektal ağrı, diskezi, rektal kanama, tenezmus ve sık ve az miktarda dışkılama anorektal hastalığı olan hastalarda görülebilecek semptomlardır. CMV enfeksiyonu perianal bölgede ülserasyonlar oluşturabilir.
AIDS li hastalarda görülebilecek gastrointestinal problemlerden biri de pankreatittir ve genellikle viral veya bakteriyel ajanlardan çok tedavide kullanılan ilaçlara bağlı akut pankreatit şeklinde görülür. AIDS li hastalarda pankreatiti olmadan da serum amilaz seviyelerinde hafif yükselmeler olabilir. Pankreatit yokluğunda amilaz seviyesi yüksek bulunduğunda makroamilazemi akla gelmelidir.

Yazının Tamamını Oku